Ana Sayfa Kategoriler Giriş CANLI YAYIN
UYGULAMA MENÜSÜ
SON DAKİKA
15:20 Gençliğimizi Zehirleyen Sessiz Tehlike! 15:20 SPK BAŞKANLIĞINA MUHSİN ATCI ATANDI 15:20 Somer Sivrioğlu'nun Restoranına Kayyum Atandı 15:20 ADALET BAKANI AKIN GÜRLEK'TEN KRİTİK AÇIKLAMA: 15:20 Trump Tüm Programlarını İptal Etti: "İran'ı Darmadağın Ettik, Savaş Yakında Bitiyor!"
Live Animation
CANLI YAYIN
SON DAKİKA
SESİ AÇMAK İÇİN TIKLAYIN

Gençliğimizi Zehirleyen Sessiz Tehlike!

01.11.2026 11:48
222676 Görüntüleme
0 Yorum
news
Bir ülkenin geleceği sokaklarda zehirleniyorsa, o ülkenin bütün kurumları kendine dönüp bakmalıdır. Gençlerimizi kurtarmak için yarını beklemeyelim. Çünkü kaybedilen her genç, geleceğimizden kopan bir parçadır. Uyuşturucuya karşı mücadele bir tercih değil, insanlık ve gelecek sorumluluğudur

  Bir ülkenin en büyük zenginliği ne yer altındaki madenleri ne fabrikaları ne de sahip olduğu ekonomik gücüdür. Bir ülkenin en büyük zenginliği gençliğidir. Gnçliğini kaybeden bir millet, geleceğini de kaybetmeye mahkûmdur.
  Bugün ülkemizin geleceğini tehdit eden en büyük toplumsal sorunlardan biri uyuşturucudur. Sessizce büyüyen, ailelerin içine ateş düşüren, gençlerin hayallerini çalan ve toplumun temellerini sarsan büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız.
  Uyuşturucu artık sadece belirli mahallelerin, belirli ailelerin veya belirli sosyal çevrelerin sorunu değildir. Her kesimden insanı, her yaştan genci hedef alabilen bir tehdittir.
  Peki biz bu tehlikenin ne kadar farkındayız?Bir annenin evladının eve dönmesini beklerken yaşadığı korkuyu, bir babanın çocuğunu kurtarmak için kapı kapı dolaşırken hissettiği çaresizliği hiç düşündük mü?
  Bir zamanlar okul hayalleri kuran, meslek sahibi olmak isteyen, ailesine destek olmayı düşleyen bir gencin uyuşturucu nedeniyle hayatının kararması yalnızca o gencin kaybı mıdır?
Hayır!
  Bu, bir ailenin yıkılmasıdır. Bir mahallenin huzurunun bozulmasıdır. Bir toplumun geleceğinin tehlikeye girmesidir.
   UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE SADECE OPERASYONLA BİTMEZ
 Elbette uyuşturucu ticareti yapanlarla mücadele edilmelidir. Gençlerimizi zehirleyerek para kazanan, çocuklarımızın hayatını karartan, uyuşturucu ağlarını yöneten herkes hukuk önünde hesap vermelidir.
Polisimizin, jandarmamızın ve ilgili bütün kurumlarımızın çalışmaları son derece önemlidir. Uyuşturucu ticaretinin arkasındaki organizasyonların, finans kaynaklarının ve dağıtım ağlarının ortaya çıkarılması gerekir.
  Ancak burada çok önemli bir gerçeği gözden kaçırmamalıyız: Uyuşturucuyla mücadele yalnızca satıcıyı yakalamak değildir. Asıl mücadele, gençlerimizin o kapıdan içeri girmesini engellemektir.
  Bir gencin uyuşturucuyla tanışmasını önleyebiliyorsak, işte o zaman gerçek başarıdan söz edebiliriz.Çünkü bataklığın içine düşen bir insanı kurtarmak kadar, o bataklığın oluşmasını engellemek de önemlidir.
   GENÇLERİMİZ NEDEN BU KADAR SAVUNMASIZ?
 Bugün gençlerimizin karşı karşıya olduğu sorunları görmezden gelemeyiz.
İşsizlik, gelecek kaygısı, ekonomik sıkıntılar, aile içi iletişim problemleri, yalnızlık, akran baskısı ve sosyal çevrenin olumsuz etkileri bazı gençleri tehlikeli arayışlara sürükleyebiliyor.
Elbette bu sorunları yaşayan her genç uyuşturucuya yönelmez. Ancak gençlerin kendilerini yalnız, değersiz ve umutsuz hissetmeleri istismar edilmelerine zemin hazırlayabilir.
  Aileye, okula, devlete ve topluma büyük görev düşüyor.Çocuklarımızla yalnızca karne aldıklarında, sınav kazandıklarında veya bir başarı elde ettiklerinde ilgilenmemeliyiz.Onların arkadaşlarını, düşüncelerini, sorunlarını, korkularını ve hayallerini de dinlemeliyiz.
  Bir genç bazen yalnızca kendisini dinleyecek bir insan arar. O insanı ailesinde, okulunda veya sosyal çevresinde bulamazsa yanlış insanların tuzağına düşebilir.
Bu nedenle gençlerimize nasihat vermek kadar onları anlamak da önemlidir.
  AİLELERİN ÇARESİZLİĞİNE SEYİRCİ KALAMAYIZ
 Uyuşturucuyla mücadelede ailelerin rolü çok büyüktür.
Ancak aileleri de yalnız bırakamayız.Bir anne veya baba çocuğunun bağımlı olduğunu öğrendiğinde ne yapacağını bilemeyebilir.   Kimi aile bunu çevresinden saklar, kimi yardım istemekten utanır, kimi de çocuğuna nasıl yaklaşacağını bilemez.
Oysa bağımlılık bir sağlık sorunudur ve profesyonel destek gerektirir.
  Bağımlı bireyi aşağılamak, dışlamak, toplumdan uzaklaştırmak çözüm değildir. Tedaviye erişimini kolaylaştırmak, ailesine rehberlik etmek ve yeniden hayata tutunmasını sağlamak gerekir.
  Bağımlılıkla mücadele eden insanlara ikinci bir hayat şansı vermeliyiz. Unutmayalım, bugün uyuşturucuyla mücadele eden bir gencin yarın yeniden eğitimine devam etmesi, meslek sahibi olması ve ailesine kavuşması hepimizin başarısıdır.
  OKULLARDA SADECE EĞİTİM DEĞİL, HAYAT BİLİNCİ DE VERİLMELİ
 Okullarımız uyuşturucuyla mücadelenin en önemli merkezlerinden biri olmalıdır.
  Öğrencilerimize uyuşturucunun zararlarını anlatan birkaç seminer düzenlemek yeterli değildir. Bilinçlendirme çalışmaları sürekli olmalı, rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli ve risk altındaki gençlere erken dönemde destek verilmelidir.
  Öğretmenler, rehberlik uzmanları, aileler ve ilgili kamu kurumları arasında güçlü bir iletişim kurulmalıdır.Okul çevrelerinin güvenliği konusunda da gerekli denetimler yapılmalıdır.
Ancak burada önemli bir hassasiyet var: Gençleri suçlu gibi görmek yerine onları korumaya odaklanmalıyız.
  Bir öğrenciyi etiketlemek, onu toplumdan uzaklaştırabilir. Doğru yaklaşım, tehlikeyi erken fark etmek ve gerekli desteği zamanında sağlamaktır.
  BELEDİYELERE VE YEREL YÖNETİMLERE BÜYÜK GÖREV DÜŞÜYOR
 Uyuşturucuyla mücadele yalnızca merkezi yönetimin sorumluluğu değildir.
Belediyeler de bu mücadelede aktif rol üstlenmelidir.Her mahallede gençlerin zaman geçirebileceği spor alanları, kültür merkezleri, kütüphaneler ve gençlik merkezleri artırılmalıdır.
  Gençlerimizi sokakta amaçsızca vakit geçiren bireyler olmaktan çıkarıp sporun, sanatın, eğitimin ve üretimin içine çekmeliyiz.
  Özellikle ekonomik imkânları sınırlı ailelerin çocuklarına ücretsiz spor, sanat ve meslek edindirme imkânları sunulmalıdır.
  Bir belediye yalnızca yol, kaldırım ve park yapmakla görevini tamamlamış sayılmaz. Gençlerin hayatına dokunmak, onları kötü alışkanlıklardan uzak tutacak projeler üretmek de yerel yönetim anlayışının bir parçası olmalıdır.
  Mahallelerde gençlik çalışmaları yürütülmeli, ailelere danışmanlık desteği verilmeli ve bağımlılıkla mücadele eden bireylerin tedavi sonrası topluma kazandırılması için projeler geliştirilmelidir.
  SİYASETİN ÜSTÜNDE BİR MESELE
 Burada siyasi partilere de önemli bir çağrım var.
Uyuşturucuyla mücadele, günlük siyasi tartışmaların malzemesi yapılacak bir konu değildir.Bu meselede iktidar, muhalefet ayrımı olmamalıdır.
  Bir gencin hayatını kurtarmanın partisi olmaz. Bir annenin gözyaşının siyasi görüşü olmaz. Bir babanın evladını kurtarma mücadelesi hiçbir siyasi hesapla ölçülemez.
  Siyasi partiler gençlik politikalarını yeniden gözden geçirmeli, bağımlılıkla mücadele konusunda somut projeler ortaya koymalıdır.
Sadece açıklama yapmak, sosyal medyada paylaşım yapmak veya belirli günlerde mesaj yayımlamak yeterli değildir.
  Sahaya inmek, aileleri dinlemek, gençlerle buluşmak ve sonuç veren çalışmalar yapmak gerekir.
Sivil toplum kuruluşları, gönüllüler, spor kulüpleri, eğitimciler ve yerel yönetimler ortak bir mücadele zemini oluşturmalıdır.
  UYUŞTURUCUYLA MÜCADELEDE DEVLETİN KARARLILIĞI ŞART
 Uyuşturucu ticaretinin arkasındaki güçler kim olursa olsun, hukuk çerçevesinde sonuna kadar üzerine gidilmelidir.
Uyuşturucu ticaretinden kazanç sağlayanların mal varlıkları, finans kaynakları ve bağlantıları araştırılmalı; suç örgütlerinin faaliyetleri engellenmelidir.
  Sokak satıcılarıyla mücadele kadar, büyük dağıtım ağlarının ve organizasyonların çökertilmesi de önemlidir.
Ayrıca tedavi merkezlerinin kapasitesi, rehabilitasyon hizmetlerinin erişilebilirliği ve bağımlılık sonrası sosyal destek mekanizmaları güçlendirilmelidir.
Vatandaşlar, bağımlılık konusunda nereden yardım alabileceklerini bilmeli; başvurular kolay, erişilebilir ve gizlilik esasına uygun olmalıdır.
  Bu konuda Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları arasında etkili bir koordinasyon sağlanmalıdır.
  GENÇLERİMİZE SAHİP ÇIKMAK VATAN SEVGİSİNİN DE BİR GEREĞİDİR
 Bizler vatan, millet, bayrak ve gelecek diyorsak önce bu milletin evlatlarına sahip çıkmalıyız.Milliyetçilik yalnızca güzel sözler söylemek değildir. Milliyetçilik, ülkenin geleceğini korumak ve yetişen nesillerin sağlıklı, eğitimli, bilinçli bireyler olmasını sağlamak için mücadele etmektir.
  Bir gencin uyuşturucu batağına sürüklenmesine seyirci kalıp sonra gençliğin geleceğinden söz edemeyiz.
Bir taraftan güçlü Türkiye hedefinden bahsedip diğer taraftan gençlerimizin hayatlarını karartan bu tehdide karşı sessiz kalamayız.
  Geleceğin Türkiye'sini inşa edecek olan gençlerimizdir. Onların hayallerini, umutlarını ve yaşamlarını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.
  ARTIK SÖZ DEĞİL, SOMUT ADIM ZAMANI!
 Buradan bütün yetkililere, siyasi partilere, belediye başkanlarına, eğitimcilere, ailelere ve sivil toplum kuruluşlarına sesleniyorum:
Uyuşturucuyla mücadeleyi birkaç günlük gündem olmaktan çıkarın.
 Her ilde ve ilçede somut mücadele programları hazırlayın.Okullarda sürekli bilinçlendirme çalışmaları yapın. Mahallelerde gençlik merkezlerini yaygınlaştırın. Spor ve sanat faaliyetlerini destekleyin. Bağımlı bireylerin tedaviye ulaşmasını kolaylaştırın. Aileleri yalnız bırakmayın. Uyuşturucu ticaretinin arkasındaki organizasyonlarla kararlı biçimde mücadele edin.
Gençlerimizin hayatını kurtarmak için kurumlar arasında iş birliği sağlayın.
Ve en önemlisi, uyuşturucuya bulaşmış bir genci tamamen kaybedilmiş olarak görmeyin.
  Çünkü her insanın yeniden ayağa kalkma hakkı vardır.
Bir gencin elinden tutmak, bazen bir ailenin dağılmasını önlemek demektir. Bir genci yeniden hayata kazandırmak, ülkenin geleceğine yapılan en büyük yatırımlardan biridir.
  SON SÖZ: BİR NESLİ KAYBEDERSEK GELECEĞİMİZİ KAYBEDERİZ!
 Uyuşturucu yalnızca kullananın değil, bütün toplumun meselesidir.
Bugün bir ailenin evinde yaşanan acı, yarın başka bir evin kapısını çalabilir. Bu nedenle hiçbirimiz kendimizi bu tehlikenin dışında görmemeliyiz.
  Çocuklarımızı korumak için daha fazla konuşmalı, daha fazla dinlemeli ve daha fazla çalışmalıyız.
  Bir annenin gözyaşını dindirmek, bir babanın umudunu yeniden yeşertmek, bir genci karanlıktan aydınlığa çıkarmak hepimizin ortak görevidir.
  Gençlerimizi uyuşturucuya teslim etmeyeceğiz. Onları yalnız bırakmayacağız. Onların geleceğini birkaç zehir tacirinin insafına terk etmeyeceğiz.
  Bir ülkenin geleceği sokaklarda zehirleniyorsa, o ülkenin bütün kurumları kendine dönüp bakmalıdır. Gençlerimizi kurtarmak için yarını beklemeyelim. Çünkü kaybedilen her genç, geleceğimizden kopan bir parçadır.
  Uyuşturucuya karşı mücadele bir tercih değil, insanlık ve gelecek sorumluluğudur.

Sağlıcakla kalın.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Yorum Yazın

SIRADAKİ HABERLER

Şaban Bozbal YAZARININ DİĞER YAZILARI

Sele Karşı yeraltında çözüm: Yeraltı Barajları

Yağmurun yağmasına engel olamayız. Doğanın gücünü bütünüyle kontrol edemeyiz. Am...

Dininden eminsen, başkalarının tereddütü seni neden rahatsız ediyor?

Bir insanı susturmak kolaydır, anlamak zordur. Fakat gerçek olgunluk, insanları ...

Neden Okullar Hedefte??

Bir ülkenin geleceği okul sıralarında oturur.O sıraları korumak hepimizin görevi...

Enflasyon düştü mü!

Vatandaş artık sadece rakam istemiyor.Türk insanı ekonomiyi yaşayarak öğreniyor....

Fon Zirvesi Sona Erdi… Şimdi Ne Olacak?

“Ben piyasa riskini mi üstlendim, yoksa denetim eksikliğinin veya hukuka aykırı ...

DİĞER YAZARLARIMIZDAN
ANLAMIYORSUN
Aslı Şafak
- REKLAM -