Ana Sayfa Kategoriler Giriş CANLI YAYIN
UYGULAMA MENÜSÜ
SON DAKİKA
16:00 Ünlü Müzisyenin Ölümüyle İlgili Korkunç İddia! 16:00 ​Kahramanmaraş Saldırısında Flaş Gelişme: Baba Tutuklandı! 16:00 Okullarda Güvenlik Seferberliği: İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlığı’ndan Kritik Zirve! 16:00 Aile Hekimliğinde Milat: Yeni Yönetmelikle Sağlık Sistemi Sil Baştan! 16:00 Sosyeteyi Sarsan Operasyon: Cansel Ayanoğlu ve Nusret'in Kardeşi Gözaltında!
Live Animation
CANLI YAYIN
SON DAKİKA
SESİ AÇMAK İÇİN TIKLAYIN

GURURLANMA PADİŞAHIM…

26.02.2026 15:21
148 Görüntüleme
0 Yorum
news

Yıllardır bu millete bir korku masalı anlatıldı.

“Biz gidersek onlar gelir…”
“Öcü geliyor…”
“Yatın yere, yoksa başınıza felaket gelir…”

O “öcü” dedikleri kimdi? Muhalefetti.
Özellikle de CHP’ydi.
Millet korkutuldu.
İnançlar üzerinden korkutuldu.
Değerler üzerinden korkutuldu.
İstikrar denildi, beka denildi, din denildi.

Fakat bugün dönüp baktığımızda sormamız gerekmiyor mu?

Yemin ederim ki, “Onlar sizin yaptıklarınıza cesaret edemez” denilen ne varsa, bugün o cesaret fazlasıyla gösterilmiştir. Üstelik milletin gözünün içine baka baka.


Bu iktidar gücün esiri olmuştur.

Makamın cazibesine kapılmış,
iktidarın sıcaklığına alışmış,
koltuğu memleketten daha çok sever hale gelmiştir.

Gurur ve kibir abidesi bir anlayış ortaya çıkmıştır.

Oysa makamın şerefi makama aittir.
O makamda oturan kişiye değil.

Bugün gelinen noktada görüyoruz ki; kendini ebedî o makamın sahibi zannedenler, aslında o makamın emanetçisi olduklarını unutmuşlardır.

Ve unutulan her emanet, bir gün sahibine hesap verir.


Bunlara “dindar” denildi.
Ama dinin emirlerine riayet edilmedi.

Adalet denildi, adalet zedelendi.
Kul hakkı denildi, kul hakkı konuşulmaz oldu.
İsraf haramdır denildi, israf sıradanlaştı.

Türk milletinin manevî değerleri en çok bu dönemde yıprandı.
Kutsal dinimiz siyasetin aracı haline getirildi.
Mabed ile makamın arası birbirine karıştırıldı.

Ve en acısı şu oldu:
Samimiyet yara aldı.
İnanç siyasetin gölgesinde tartışılır hale geldi.

Ey vah…

Aldandık mı?
Yoksa aldatıldık mı?

Belki de her ikisi.


Elbette yapılan iyi işler de oldu.
Hiçbir hakikati inkâr etmeyiz.
Doğruya doğru deriz.

Lakin mesele şudur:
Tamir edilenlerden daha büyük bir tahribat oluştuysa,
toplumun ruhunda açılan yaralar onarılan yollardan daha derinse,
orada ciddi bir muhasebe gerekir.

Bugün bir yol ayrımındayız.

Hak nerede?
Biz oradayız.

Biz Hakk’ın hatırını âlî bilenlerdeniz.
Hak namına söyleriz.
Yanlışa yanlış demekten çekinmeyiz.

“Hakkı kuvvette aramak zulümdür.”

Kuvveti hakta aramayan her anlayış, bir gün kendi kurduğu düzenin altında kalır.


Bizi hor ve hakir görenlere derim ki:

Gururlanma padişahım…
Senden büyük Allah var.

Koskoca makamlarda oturup kendini o makamın ebedî sahibi sananlar,
tarihe baksınlar.
Gelenler gitmiştir.
Gitmeyen olmamıştır.

Güce güvenenler,
alkışa kananlar,
etrafındaki suskun kalabalığı hakikat sananlar…

Bir gün yalnız kalırlar.


Ben inanıyorum…

Bir deli rüzgâr esecek.
Bütün haksızlıkları, hukuksuzlukları süpürecek.

Ardından bir yağmur yağacak.
Toprakta çiçekler açacak.

Adalet yeniden nefes alacak.
Korku siyaseti değil, umut siyaseti konuşulacak.

Çünkü bu yönetim anlayışı iflas etmiştir.
Bu kibir dili tükenmiştir.
Bu korku düzeni sürdürülebilir değildir.

“Böyle gelmiş, böyle gitmez” diyenlerdeniz.

Millet büyüktür.
Milletin vicdanı daha büyüktür.

Ve unutulmasın:
Makama güç veren millettir.
Milleti küçümseyen her anlayış, eninde sonunda küçülmeye mahkûmdur.

Hak nerede?
Biz oradayız.

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!

Yorum Yazın

SIRADAKİ HABERLER

Ahmet Karaman YAZARININ DİĞER YAZILARI

- REKLAM -